Limited şirketteki payınızı değerinde satıp ortaklıktan çıkmak istiyorsunuz, ancak diğer ortaklar satın almayı kabul etmiyor. Ortaklar payınızı almaya zorlanamaz — fakat ortaklık sizin açınızdan çekilmez hâle gelmişse haklı sebeple çıkma davası açabilirsiniz. Hangi durumlar haklı sebep sayılır, ayrılma akçesi nasıl hesaplanır ve mahkeme kararıyla çıkmanın sınırları nelerdir?
Limited şirketlerde ortaklık, çoğu zaman bir güven ilişkisine dayanır. Bu güven bittiğinde ortaya pratik bir kilitlenme çıkar: ortak çıkmak ister, kimse payı satın almaz, şirket de kapanmaz. Elinizde yüzde 17'lik bir pay olabilir; değeri kâğıt üzerinde vardır ama nakde çevrilemez.
Bu yazıda, payını satamayan bir ortağın hukuken hangi yollara başvurabileceğini, haklı sebeple çıkma davasının koşullarını ve ayrılma akçesinin nasıl hesaplandığını anlatıyoruz.
Diğer ortaklar payınızı almaya zorlanamaz
Önce en sık karıştırılan noktayı netleştirelim: hiçbir ortak, bir başka ortağın payını satın almaya mahkeme kararıyla zorlanamaz. Ortaklar arasında bir alım taahhüdü (pay sahipleri sözleşmesi, alım/satım opsiyonu, geri alım kaydı) yoksa, "payımı alın" talebinin doğrudan bir hukuki dayanağı bulunmaz.
Buna karşılık esas sermaye payının üçüncü bir kişiye devri de çoğu limited şirkette serbest değildir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse pay devri için ortaklar genel kurulunun onayı aranır ve genel kurul, şirket sözleşmesinde ek bir şart yoksa sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. Uygulamada ortağı kilitleyen asıl mekanizma budur.
Sonuç: Payınızı ne ortaklara ne de dışarıya satabiliyorsanız, çözüm "satış" değil ortaklıktan çıkma kurumudur. Çıkmada payınızı bir alıcı değil, kural olarak şirketin kendisi devralır ve size ayrılma akçesi öder.
Ortaklıktan çıkmanın yolları
| Yol | Dayanak | Koşul |
|---|---|---|
| Şirket sözleşmesine dayalı çıkma | TTK m.638/1 | Şirket sözleşmesinde çıkma hakkı tanınmış olmalı; sözleşmedeki koşullara uyulur |
| Haklı sebeple çıkma davası | TTK m.638/2 | Haklı sebebin varlığı; dava şirket tüzel kişiliğine karşı açılır |
| Çıkmaya katılma | TTK m.639 | Bir ortak çıkma davası açtığında diğer ortaklar da aynı koşullarla katılabilir |
| Haklı sebeple fesih davasında alternatif çözüm | TTK m.636/3 | Mahkeme fesih yerine, davacının payının gerçek değerinin ödenip çıkarılmasına karar verebilir |
Pratikte en çok kullanılan yol haklı sebeple çıkma davasıdır. Dava, diğer ortaklara değil şirkete yöneltilir; çünkü ayrılma akçesini ödeyecek olan şirket tüzel kişiliğidir.
Hangi durumlar haklı sebep sayılabilir?
Kanun haklı sebebi tanımlamamış, takdiri hâkime bırakmıştır. Ölçüt şudur: ortaklık ilişkisinin, o ortaktan sürdürmesi beklenemeyecek derecede çekilmez hâle gelmiş olması. Mahkeme kararlarında haklı sebep olarak değerlendirilen tipik durumlar:
- Yönetimden ve karar süreçlerinden dışlanma — genel kurula çağrılmama, usulsüz çağrı, kararlara katılımın fiilen engellenmesi
- Bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi — defter ve belgelerin gösterilmemesi, sorulara yanıt verilmemesi (TTK m.614)
- Kâr elde edilmesine rağmen uzun süre kâr payı dağıtılmaması — özellikle diğer ortakların ücret, huzur hakkı veya benzeri adlarla şirketten fiilen yararlanmaya devam etmesi
- Usulsüz işlemler — şirket kaynaklarının ortaklardan birinin kişisel çıkarına aktarılması, örtülü kazanç aktarımı, rekabet yasağının ihlali
- Ortaklar arasında ağır ve kalıcı güven kaybı — ceza şikâyetleri, boşanma gibi kişisel ilişkinin tamamen kopmasına yol açan olaylar
- Şirketin fiilen faaliyetsiz kalması ve bu durumun ortaklar arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanması
Tek başına yeterli olmayan hâl: Diğer ortakların payınızı satın almaması, kendiliğinden haklı sebep değildir. Nitekim kimse pay almaya zorlanamaz. Haklı sebep, ortaklık ilişkisinin niteliğinden doğmalıdır — satış görüşmelerinin sonuçsuz kalmasından değil.
Ayrılma akçesi: gerçek değer nasıl belirlenir?
Mahkeme çıkma talebini kabul ederse, ortağın esas sermaye payının karşılığı ayrılma akçesi olarak şirketten istenir. Kanunun ölçütü nettir: ödenecek tutar, esas sermaye payının gerçek değeridir (TTK m.641/1).
Burası davanın en kritik noktasıdır ve uygulamada en çok bozma sebebi olan yer de burasıdır:
- Bilanço (defter) değeri gerçek değer değildir. Şirketin kayıtlı özkaynağına oranlama yapmak yeterli sayılmaz.
- Gerçek değer, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki malvarlığı esas alınarak belirlenir.
- Taşınmazlar, araçlar, makine ve teçhizat rayiç değerleriyle; ticari işletme devam ediyorsa işletmenin devamlılık değeri (peştemaliye/şerefiye) ayrıca değerlendirilir.
- Hesaplama, mali müşavir ve gerektiğinde değerleme uzmanından oluşan bilirkişi heyetiyle yapılır.
Neden önemli? Aynı yüzde 17'lik pay, defter değeri üzerinden hesaplandığında ile taşınmazların rayiç değeri katıldığında birbirinden kat kat farklı tutarlara ulaşabilir. Bilirkişi raporuna karşı süresinde ve gerekçeli itiraz etmek, davanın sonucunu doğrudan belirler.
Yüzde 20 sınırı ve ödeme koşulları
Çıkma kararı verildiğinde ayrılan ortağın payını kural olarak şirket devralır. Ancak şirketin kendi esas sermaye paylarını edinmesi sınırsız değildir:
- Şirketin kendi paylarını iktisabında genel sınır yüzde 10'dur; ancak ortağın çıkması veya çıkarılması hâlinde bu sınır yüzde 20 olarak uygulanır (TTK m.612/2).
- Yüzde 17'lik bir pay bu sınırın içinde kalır — dolayısıyla şirketin payı devralmasına bu yönden engel bulunmaz.
- Ayrılma akçesinin muaccel hâle gelmesi ayrı bir konudur (TTK m.642). Akçe; şirketin serbestçe kullanabileceği özkaynağa sahip olması, ayrılan ortağın payının devredilebilmesi veya esas sermayenin azaltılması hâllerinde muaccel olur.
Pratik uyarı: Davayı kazanmak ile parayı tahsil etmek aynı şey değildir. Şirketin özkaynağı yetersizse ayrılma akçesinin ödenmesi kanunen ertelenebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce şirketin mali durumu incelenmeli, gerekiyorsa ihtiyati tedbir ve dava sırasında TTK m.638/2'nin tanıdığı koruyucu önlemler talep edilmelidir.
Alternatif: haklı sebeple fesih davası
Çıkma yerine, haklı sebeplerin varlığında şirketin feshi de istenebilir (TTK m.636/3). Bu davada mahkemenin önemli bir takdir yetkisi vardır: feshe karar vermek yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme hükmedebilir.
Hangi davanın açılacağı stratejik bir tercihtir. Şirket faaliyetteyse ve amacınız ortaklıktan ayrılıp payınızın karşılığını almaksa çıkma davası; şirket fiilen işlevini yitirmiş, ortaklar arasında hiçbir karar alınamıyorsa fesih davası daha uygun olabilir.
Yargıtay uygulaması
Aşağıdaki kararda Yargıtay, çıkma talebinin haklı sebebe dayandığını kabul eden yerel mahkeme değerlendirmesine katılmış; ancak ayrılma akçesinin defter kayıtları üzerinden hesaplanmasını bozma sebebi saymıştır. Karara ekli karşı oyda ise TTK m.612/2 ve m.642'nin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2016/2571 E., 2017/5023 K., 04.10.2017
Dava
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.10.2015 tarih ve 2014/806 E., 2015/632 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacının iddiası
Davacı vekili, müvekkilinin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı bir inşaat ve gayrimenkul limited şirketinin hissedarı olduğunu, şirketin diğer ortağı ile müvekkilinin Aile Mahkemesi kararıyla boşandığını ve kararın kesinleştiğini, müvekkilinin şirketin diğer ortağı ile bir araya gelip ortaklık hakkında karar alabilmesinin imkânsız olduğunu, boşanma davasının açıldığı 2009 yılından beri telefonla dahi görüşmediklerini beyanla, müvekkilin ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne, şirket ortaklığının gerçek değerinin hesaplanarak ayrılma akçesinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının savunması
Davalı vekili, müvekkili şirketin yüzde 25 hissesinin davacıya, yüzde 75 hissesinin ise dava dışı bir kişiye ait olduğunu, taraflar arasındaki boşanma davası sebebiyle şirketin gayri faal duruma düştüğünü, 2006 yılından beri ticari faaliyeti olmadığını, şirketin bu hâle gelmesinin sorumlusunun davacı olduğunu, davacının TTK'nin 638 inci maddesindeki ortaklıktan çıkma hakkını kötüye kullandığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme kararı
Mahkemece, evlilik birliği içinde kurulan şirketin tarafların ayrılması sebebiyle varlığını devam ettirme imkânı bulunmadığı, ancak TTK hükümlerine göre asıl olanın şirketin varlığını devam ettirmesi olduğu ve tek kişi tarafından şirket kurulmasına cevaz verilmesi göz önüne alındığında ve talebin şirketten çıkmaya dair olduğu da gözetildiğinde şirketin feshi ve tasfiyesine mahkemenin kendiliğinden karar verme imkânı bulunmadığı, somut olayda şirketten çıkmaya dair haklı nedenin bulunduğu, öte yandan şirketin gayri faal olması sebebiyle çıkma hâlinde mali durumunun etkilenme olanağı da bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüyle yapılan hesaplamaya göre davacının çıkma payının 166.361,53 TL olduğu, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yargıtay'ın gerekçesi
Dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili talebine dair olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulü kararı verilmiştir.
6102 sayılı TTK 638/2 hükmü gereğince "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir."
Davacı iddiaları ve delilleri değerlendirildiğinde çıkma isteminin haklı sebebe dayandığı anlaşılmakla, davacı ortağın limited şirketten çıkma payının hesaplanması yoluna gidilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK 641/1 maddesi hükmü "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." gereğince ortaklıktan çıkma payının, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki malvarlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerekirken, şirketin defter kayıtlarına göre bilanço esas değeri üzerinden davacı hissesine isabet eden miktarı belirleyen bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının istemi hâlinde temyiz edene iadesine, 04.10.2017 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı oy
Dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir.
Limited şirketin esas sermaye paylarını iktisabı, çıkma ve çıkarılma bakımından TTK m.612/2'de düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre şirketin çıkma ve çıkarılmada edineceği esas sermaye payı oranı yüzde 20'dir. Böylece, limited şirketin çıkma ve çıkarılmada yüzde 20 oranından fazla esas sermaye payını edinme olanağı yoktur. Ayrıca, limited şirketten çıkma ve çıkarılmada ayrılma akçesinin ödeme koşulları yine TTK m.642'de belirlenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında, somut olaya gelindiğinde, davacının esas sermaye payının davalı şirket tarafından iktisabı ile ayrılma akçesinin davalı şirket tarafından ödenmesi anlamına gelecek şekilde hüküm verilmesine olanak sağlandığı, TTK m.612/2 ve 642'nin değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Ancak, bu şekilde hükmün oluşturulması için TTK m.612/2 ve 642'ye göre değerlendirme yapılması zorunludur.
Tüm bu sebeplerle çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.
Dava açmadan önce yapılması gerekenler
- Şirket sözleşmesini okuyun. Çıkma hakkı tanınmış mı, pay devri hangi koşula bağlanmış, alım opsiyonu var mı?
- Bilgi ve inceleme hakkınızı yazılı olarak kullanın (TTK m.614). Talebiniz karşılıksız kalırsa bu, hem haklı sebebin hem de kötüniyetin delili olur.
- Genel kurulu toplantıya çağırın veya çağrı talebinizi yazılı olarak iletin; kâr payı dağıtımını gündeme aldırın.
- Delilleri toplayın: yazışmalar, toplantı tutanakları, tebligatlar, ticaret sicil kayıtları, varsa vergi ve SGK verileri.
- Şirketin malvarlığını tespit ettirin — özellikle taşınmaz ve araç kayıtları, ayrılma akçesinin gerçek değerini belirleyecek unsurlardır.
- Zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından haklı sebep oluşturan olayların tarihlerini kayıt altına alın.
Özetle
Payınızı satamamanız, şirkette süresiz olarak kalmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Ortaklık ilişkisi sizin açınızdan çekilmez hâle gelmişse, şirket tüzel kişiliğine karşı haklı sebeple ortaklıktan çıkma davası açabilir ve payınızın gerçek değerine uyan ayrılma akçesini talep edebilirsiniz.
Ancak dava, mutlaka somut ve ispatlanabilir haklı sebeplere dayanmalıdır. "Anlaşamıyoruz" ifadesi tek başına yeterli değildir; hangi olayın, ne zaman, hangi belgeyle ispatlanacağı baştan planlanmalıdır.
Şirket sözleşmenizi ve elinizdeki yazışmaları bize iletin; hangi davanın açılacağını, ayrılma akçesinin yaklaşık büyüklüğünü ve tahsil riskini birlikte değerlendirelim.
Sıkça sorulan sorular
Diğer ortakları payımı satın almaya mahkeme zorlayabilir mi?
Hayır. Ortaklar arasında yazılı bir alım taahhüdü (pay sahipleri sözleşmesi, alım opsiyonu, geri alım kaydı) bulunmadıkça hiç kimse bir başkasının payını almaya zorlanamaz. Çözüm ortaklıktan çıkmadır; bu durumda payı kural olarak şirketin kendisi devralır ve ayrılma akçesini şirket öder.
Çıkma davasını kime karşı açacağım — ortaklara mı, şirkete mi?
Haklı sebeple çıkma davası şirket tüzel kişiliğine karşı açılır. Ayrılma akçesini ödeyecek olan şirkettir. Diğer ortaklara husumet yöneltilmesi, davanın esastan reddine yol açabileceği için taraf sıfatı baştan doğru belirlenmelidir.
Ayrılma akçesi şirketin bilançosuna göre mi hesaplanır?
Hayır. Kanun "gerçek değer" ölçütünü benimsemiştir (TTK m.641/1). Yargıtay, defter kayıtlarına göre bilanço değeri üzerinden yapılan hesaplamayı bozma sebebi saymaktadır. Şirketin karar tarihine en yakın tarihteki malvarlığı, taşınmaz ve araçların rayiç değeri ile işletmenin devamlılık değeri dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yapılmalıdır.
Dava ne kadar sürer ve bu sürede haklarım korunur mu?
Süre, şirketin malvarlığının niteliğine ve bilirkişi incelemesinin kapsamına göre değişir; taşınmaz değerlemesi gereken dosyalar daha uzun sürer. TTK m.638/2, mahkemeye dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarının bir kısmının veya tümünün dondurulmasına ya da davacı ortağın durumunu teminat altına alacak başka önlemlere karar verme yetkisi tanır. Bu önlemler talep üzerine alınır — dava dilekçesinde ayrıca istenmelidir.
Şirketin parası yoksa ayrılma akçesini tahsil edebilir miyim?
Ayrılma akçesinin muacceliyeti TTK m.642 ile koşullara bağlanmıştır; şirketin serbestçe kullanabileceği özkaynağı yoksa ödeme ertelenebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce şirketin mali durumu ve malvarlığı incelenmeli, gerekiyorsa malvarlığının azaltılmasını önleyecek tedbirler talep edilmelidir.
Payım yüzde 20'den fazlaysa ne olur?
Şirketin çıkma ve çıkarılma hâlinde kendi paylarını edinme sınırı yüzde 20'dir (TTK m.612/2). Bu oranı aşan paylarda çözüm, payın bir kısmının başka bir ortağa veya üçüncü kişiye devri ya da esas sermayenin azaltılması gibi ek işlemleri gerektirebilir. Bu ihtimalde dava stratejisi, fesih davası seçeneğiyle birlikte değerlendirilmelidir.
İletişim bilgilerimiz
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kendi durumunuza ilişkin sorularınız için büromuza ulaşabilirsiniz.
- +90 (544) 434 88 18
- info@zahidebozkus.av.tr
- Kayaönü Mah. Turgut Özal Blv. No: 12/A Gentaş Tower Kat: 8 No: 804 Şehitkamil / GAZİANTEP